18.04.2015

Çocukluğum & Yokolan Değerler..


En son ne zaman çıplak ayakla çimlere bastınız? Ne zaman çocuklar gibi şakalaşıp, oyunlar oynadınız? Hayat bu işte çocukken yaşadığımız keyfin kefaretini ödetiyor, kendinize zaman ayırmamanızı sağlayarak..

Eskiden tüp kamyonlarının arkasına tutunur gezerdik, okul çıkışlarında uzun sopalı bir adam karşılardı bizi her türlü aparat mevcuttu adamda, çatapat, kızkaçıran, osuruk bombası falan. Eskiyi hatırlamak güzel ancak şimdiyle kıyaslayınca, keşke diyorsun. Keşke o dönemleri yine yaşayabilseydim diyorsun. Şimdi bir yabancı bir mahalleye gitsen birisi mutlaka seni ihbar eder yabancı olduğundan. Oysa çocukluğumuzda böyle bir şey yoktu. Çocuklar korurdu mahalleyi ve o yabancılara sıcakkanlı yaklaşırdık, bir adres arıyorsa yardım ederdik..

Biz bir timdik çocukken mahalleden mahalleye dolaşıp top oynardık. Selimiye ana bölgemizdi. Ama başka yerlere de giderdik keşif yapardık. Fileli potalar arardık öyle potalarda basket oynamak inanılmaz keyifliydi zira. Paşabahçe ilköğretim okuluna girerdik, tabi yazın. Zincirliydi oranın potaları oynardık sonra dönerdik. Yine Haydarpaşa'ya gider sahada maç yapardık. Bir kere ucunu kaçırıp Selamsız'a gitmiştik bir ilköğretim okulunun duvarlarından atlayıp kendi aramızda top oynamıştık. Sonra oranın yerlileri gelmişti. Onlarla hem basket hem futbol oynamıştık. İkisinde de elemanları rezil etmiştik bunun sonucunda meydan dayağı yemiştik. Hiç unutamıyorum o dayağı. Bağlarbaşı'ndan Selimiye'ye kan revan içinde yürümüştük. Buradan çocuk okuyucularıma bir uyarı da bulunayım siz siz olun kendi mahallenizin dışında yeteneklerinizi sergilemeyin. Yoksa böyle dayak kaçınılmaz oluyor..



Neyse çocukluğumda atari salonları vardı 96-2000 yılları arasında atari salonlarında takılırdım. Güzel bir futbol oynuu vardı bir kaç takım vardı sadece. En güçlüsü Bulgaristan'dı. Onu alır sabahtan akşama kadar oynardım. Çoğu zaman yanıma jeton atarak giren olurdu beni masadan atmak için. Maç yapardık yenerdim ama herifte jeton bitmezdi illa ki çekilirdim masadan. Benim mottom olabildiğince az jetonla oyunu bitirebilmekti. Ama pek mümkün olmuyordu bu tipler yüzünden. Oynamamakta güzeldi yüksek ses sigara dumanı dolu karanlık bir ortamdı evden her çıkışımda yolum burası olurdu.

Çocukluğumu ailevi olaylar hariç güzel yaşadım aslında. Küçükken bisikletle dolaşmayı çok severdim hep en uzak yerlere giderdim bisikletle. Kadıköy'e inerdim Acıbadem'e giderdim. Herkes çok samimiydi. Bir keresinde bir subaya yol göstermiştim o da karşılık olarak bağcıklarımı üçlü olarak bağlamıştı. Çok şaşırmıştım o zamanlar o düğüme..

Bu anlattıklarım benim çocukluğumda yaşadığım deneyimler ve keyiflerdi. Şimdi ise beton çağı, bilgisayar çağı çocuklar dışarı çıkıp oyun oynamıyor. Zaten aileler de izin vermiyor tekinsiz sokaklar artık. Oysa benim çocukluğumda akşam ezanına kadar ortalık kalabalık olurdu. Hatta ondan sonra bile. Hava kararmaya yaklaşırken saklanbaç oynardık parkta. O parkta çok anım olmuştu şimdi uzay üssü gibi düzenlediler parkı çok değişmiş. Dediğim park Tıbbiye caddesinden Kadıköy'e giderken sağda kalan Selimiye Park'ı idi. Keşke eskisi gibi toprak olsa her taraf salıncaklar, kaydıraklar şekilsiz dağıtılmış olsa..

Bu yazdığım çoğu şeyi 80'lerin sonunda ve 90'ların başında doğan herkes yaşamıştır sanıyorum. Neden anlattığıma gelince, nelerin değiştiğine ve yokolduğuna dikkat çekmek için anlattım. Eskiden birisi karşılık beklemeksizin iyilik yapardı birine, bayramlarda kapınız çalınırdı çoğu kez bayramlaşmak için çocuklar gelirdi. Gerçi bu gelenek bazı mahallelerde halen devam ediyor. Mesela Fatih'te hala sürer çocuklar tanımadıkları kimselerle bayramlaşır. Ama genel olarak bitti. Yavaş yavaş, yaşlandıkça yokoluyor keyif aldığımız çoğu şey. Böyle yazılarda yaşatabilmeye çalışıyoruz sadece.

Parkları, kaldırımları yenilemek tarihe darbe vurmak demek. İstanbul'un silüeti bozuldu böyle yeni binalar parklar bahçeler oluşturularak. Taştan bir kent haline büründü.. Biraz farkındalık lazım, zira samimiyet çok önemli yemişim modernleşmeyi. Biz o zamanlart insandık şimdi ise teknolojiye muhtaç, dijital aletlere mahkum bir hayat sürüyoruz. Bu normal değil. Hemde hiç değil. İnsanlığımıza geri dönmek adına bir şeyler yapabilsek keşke..Keşke...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder