27.04.2015

Yalnız Şiir

"Senin ve benim yalnızlığım gibi, şiirler de yalnızdır. Bu da yalnız kalmış umutsuz bir şiirdir.."

Oturup kalmışım gecenin mehtabında, bankta
Terkedilmiş, sessiz bir gecenin ayazında.
Önümde boy boy uzanmış yıldızlar
Ay sanki bana göz kırparmış gibi parıldar..

Nefretim sönmüş, özlemim yellenen bir kor
Bu acının, bu imtihanın tarifi çok zor
Avuçlarımın arasında hissetsem, ne olurdu elini
Yoksa kim nasıl bastıracak hasretini..

21.04.2015

Virane Geçiyor Hayat.. Sensiz...


'Uçları kırılmış bir düştü bizimkisi, rüzgarda savrulan bir düş..'

Ne kadar anlatsamda anlayamazsınız ki
İçinde bulunduğum korluğu hissedemezsiniz ki
Bir hayal yaşadım bir nebze ben
Bir hayal öldürdüm yine zihnimde
Sürekli dik bir bayırı çıkmaktan yoruldum belki de

Geceler geçerdi, günler ilerlerdi peşi sıra
Ama açılırdı her zaman dikiş tutmayan yara.
Seni haykırırdım, doğan aya yetmezdi yıldızlara..
Artık uzaklaşmıştık fersah fersah birbirimizden
Bedenen değil ruhen ayrılmıştı bağ, ikimizden

18.04.2015

Çocukluğum & Yokolan Değerler..


En son ne zaman çıplak ayakla çimlere bastınız? Ne zaman çocuklar gibi şakalaşıp, oyunlar oynadınız? Hayat bu işte çocukken yaşadığımız keyfin kefaretini ödetiyor, kendinize zaman ayırmamanızı sağlayarak..

Eskiden tüp kamyonlarının arkasına tutunur gezerdik, okul çıkışlarında uzun sopalı bir adam karşılardı bizi her türlü aparat mevcuttu adamda, çatapat, kızkaçıran, osuruk bombası falan. Eskiyi hatırlamak güzel ancak şimdiyle kıyaslayınca, keşke diyorsun. Keşke o dönemleri yine yaşayabilseydim diyorsun. Şimdi bir yabancı bir mahalleye gitsen birisi mutlaka seni ihbar eder yabancı olduğundan. Oysa çocukluğumuzda böyle bir şey yoktu. Çocuklar korurdu mahalleyi ve o yabancılara sıcakkanlı yaklaşırdık, bir adres arıyorsa yardım ederdik..

Biz bir timdik çocukken mahalleden mahalleye dolaşıp top oynardık. Selimiye ana bölgemizdi. Ama başka yerlere de giderdik keşif yapardık. Fileli potalar arardık öyle potalarda basket oynamak inanılmaz keyifliydi zira. Paşabahçe ilköğretim okuluna girerdik, tabi yazın. Zincirliydi oranın potaları oynardık sonra dönerdik. Yine Haydarpaşa'ya gider sahada maç yapardık. Bir kere ucunu kaçırıp Selamsız'a gitmiştik bir ilköğretim okulunun duvarlarından atlayıp kendi aramızda top oynamıştık. Sonra oranın yerlileri gelmişti. Onlarla hem basket hem futbol oynamıştık. İkisinde de elemanları rezil etmiştik bunun sonucunda meydan dayağı yemiştik. Hiç unutamıyorum o dayağı. Bağlarbaşı'ndan Selimiye'ye kan revan içinde yürümüştük. Buradan çocuk okuyucularıma bir uyarı da bulunayım siz siz olun kendi mahallenizin dışında yeteneklerinizi sergilemeyin. Yoksa böyle dayak kaçınılmaz oluyor..

14.04.2015

Boşluğa Mektup


Anlatıyorum kendimce hicvederek yaşantımı..
Dalga geçiyorum bezen kendimle..
Çoğu zaman boştu buralar ağlamak serbestti.
İzlendiğimde ağlayamam ki,
Tam akacakken donar gözyaşım
Elbette sıkıntılarım var herkesin olduğu gibi..
Hiç bir zaman yaşayamayacağım hayallerim var
Binlerce taş attım hayatın köhne kuyusuna
Ama dolduramadım bir türlü
İsyan ettim, delirdim, saçlarmı yoldum
Bu anlamsız hayat biraz renklenseydi..
Sadece biraz yetecekti, yetecekti..

Hala tanımlayamadıysam kendimi
Elbette yazan kalem suçludur
Her zaman olduğu gibi suçluydum
Yargılanmaya gerek kalmayacak kadar
Verin müebbeti, verin yağlı urganı
Kendi hayatımı katlettim ben, katilim
Katiller affedilmemeli

13.04.2015

Öbek Öbek Yalnızlık..


Yüklenmişim sırtıma ağır yükleri..
Geçmişin gölgesindeki küf tutmuş küfeleri..
İniyorum çıplak ayak ıslak merdivenleri.
Kovalıyorum o yüklerle siyah bir kediyi..

Zor geliyor elbette zor olmayan mı var?
Acıkınca yemek veren, su veren mi var!
Ölmemek için içilen çamurlu su
Direnmek için elinden gelen sadece bu

9.04.2015

Yağmur, Anılar, Anılar..


Yürüyorum yine yalnız, etrafımdaki çamların arasında. Hava sıkıntılı, yağmur indirecek yine her zamanki gibi. Kara bulutlar ikaz ediyor. İşin tuhafı bende yağmurlu, aşırı yağmurlu bir günde doğmuştum. Yağmuru severim, çoğu pisliği temizlediğinden ve işin su ihtiyacı tarafı da var. Islanmak koymaz yani sağanak altında çok yürümüşümdür. Kadıköy'de daha da güzel olur yağmur. Bir ağaç altında konuşlanıp, koşuşturan kalabalığı izlemek ayrı bir zevk açıkçası..

Bazen yürüyüşlerim haddinden fazla olabiliyor. Bir kere Maltepe sahilinden başlayarak Selimiye'ye kadar yürümüştüm mesela. 3-4 saat sürmüştü, yazın yürüdüğümden yanmıştım da bayağı. Eskiden her yere bisikletle giderdim mesela. Selimiye'de otururdum çocukluk ve gençliğimin başında. Kar yağardı ona rağmen bisikletle Kadıköy'e ve Acıbadem'e giderdim. Kadıköy'de annem otururdu Acıbadem'de anneannem. Gidip harçlık alırdım ve bir güzel yerdim parayı. O zamanlar özgürdüm işte bisikleti istediğim yöne çevirir basardım pedala. Şimdi 20'li yaşların ortasında biri olarak evden dışarı çıkmak zor geliyor. Öyle sıkıntılı ki etraf, herkes kendi derdiyle ilgileniyor ve bu uğurda bir ömür harcıyor. Aktivitelere katılmak lazım arada adalara gidip gezmek, kütüphanelere, müzelere uğramak lazım. Dünya'da eşi benzeri yok İstanbul'un. İstanbul'u adına yakışır bir biçimde yaşamak gerek. Her imkanını kullanarak. Ama tabi ki zor bu dediğimi yapmak iş hayatı, aile sorumluluğu geçim derdi, İstanbul'u güzel yaşatmıyor. Çocuk olmak lazım, sorumsuz olmak lazım..

6.04.2015

Nisan Sayıklamaları..


Yine bugün perdeler kapalı, ışıksız bir odada köşeme geçiyorum kül tablamı alıp. Oturup yakıyorum bir sigara, "hiç" olduğum günü düşünüyorum, pişmanlıklarımı ve ayıplarımı. Seven insan yapmayacağı şeyler yaptım belki de. Çok kolay da vazgeçmemiştim ama hep bir aracıyla kontak kurmuştum. Bire bir konuşmalarımızda dökememiştim içimi hiç bir zaman. Sigara'dan son bir fırt alıp, basıp yakmıştım o hayali.

Artık hiç'tim. Ne yapsamda ne kadar çabalasamda damgayı vurmuştum kalbime. Sen hiçsin ve hiç bir zaman varolamayacaksın. Zira çok onore edilmiş herkesin tatmak isteyeceği aşkı, sen çöpe dökmüştün. Ne denilebilir ki sadece kendini zehirlemene devam edebilirsin hiç bitmeyen sigaranla. Düşünürsün onu düşünürsün geçmişini.. Bir kere yakaladıysa kulağından bırakmıyor geçmiş seni hayatın boyunca. Tertemiz bir sayfa açamıyorsun romanlardaki gibi. Başka bir aşk paklar bilinmez ama uzun bir süre kullanamayacağımı biliyorum kalbimi...