30.11.2015

Çocukluğumuzu Geri Verin..

Demir atınca sakinleşti deniz.
O kadar fırtınadan sonra
İnanasım gelmiyor durulduğuna
Hayat gibiymiş oysa
Yaşın ilerlediyse, yıllar geçtiyse
Sahiden durulmuyor muyuz hepimiz

Bazen elimizden kayıp gidenleri düşünür
Ah çekeriz ya istemsiz
Keşke deriz zamanı bükebilmek isteriz
Ama giden gitmiş, kalan kalmıştır
Boşuna yaşanmıştır sevdalar..
Cesaretimiz varsa alırız valizimizi gideriz..

26.11.2015

Boşuna Yaşamışsın Sen Çocuk

Düşmüşsün artık bir kere cehennemin en dibine. Çalışmışsın, çırpınmışsın olmamış. Her ayağa kalktığında biri tokat atar olmuş, sindirmişler seni. Bir böcek gibi gereksiz görmüşler ciddiye almamışlar. Yaşamışsın yine de tabi buna yaşamak denirse ! Hayallerin gecenin kör karanlığında kaybolmuş, umudun kalmamış. Yaşamışsın kolun kanadın kırık bir şekilde. Yıllar ilerlemiş saçına sakalına aklar düşmüş, öleceğin günü bekliyorsun işte. Ne yaşadım ki diyorsun, ne gördüm ki diyorsun. Başka insanların hayatlarına imreniyorsun. Onlar dolu dolu yaşamış, birbirlerini sevmiş görünüyor sana. Sonra çocukluğunu düşünüyorsun, her şeyin henüz pespembe olduğu yıllara götürüyor aklın seni. Misket salladığın, kağıt külahları borudan üflediğin zamanlar. Diyorsun ki insan en çok çocukluğunda mutluymuş. Hep çocuk kalamadık diye hayıflanıyorsun. Bir sigara daha söndürüyorsun zaten dopdolu izmaritlerin olduğu küllüğe. İçinden değil nefes almak, küllüğü dökmek bile gelmiyor. O derece bıkmışsın artık..

26.10.2015

Ölmeyi Bekliyorum Çok Geçmeden..

İliklerime kadar işlemiş yalnızlık. Her nefeste daha da artıyor. Vazgeçmek üzereyim herkesten, her şeyden. Ama bekliyorum işte, düzelir belki diye. Fakat düzeleceği yok gibi. O kadar uçlarda yaşıyorum ki ortası yok sanki. Adım atsam düşeceğim, gerçi çoktan düşmüştüm ben sadece öldürmedi bu düşüş..

Hayat akıyor dışarıda ben ise hücremde yaşamaya devam ediyorum. Çok şey kaybetmişim yaşama sevinci adına bir şey kalmamış. Sürünüyorum.. Gerek bencillik, gerek tembellik yüzünden kaybetmişim işte. Arkadaşlarımı, güzel bir kariyeri vs.. Herkes yolunu bulmuş, adam olmuş ben olamadım hala. Kaçırmışım treni çoktan. Ruh ve akıl sağlığımı kaybettim bir kaç kere. Hastanelerde gözümü açtım. Bir ton ilaç kullanıyorum ama fayda etmiyor işte. Bir türlü kendime gelip dimdik duramıyorum hayata karşı. Hep bir kaybedişle bitiyor günler..

23.09.2015

Bir Mektup Daha...Bilinmeyene...

Bazen sözcükler boğazını tıkar konuşamazsın ya. İşte öyle bir şey yaşıyorum şu aralar. Kalbim ağrıyor uzun zamandır. İçime atıyordum hep düşündüklerimi..Bağırıyordum yankılanıyordu ismin yüreğimde. Biliyorum uzaklarda kalmalısın. Çünkü ancak öyle güvende kalabilirsin, sevgimiz birbiriyle düello etmez.

Canımı yakamazsın uzaktayken sadece hissedebilirim silüetini. Neden yenildiğimi düşündüm hep. Cevabı senin gibi sevemememde buldum. Gerçekten istediğin gibi sevseydim seni uzaklarda olmazdın. Son kez kayalıklardan boğaza bakmazdık. Belki mutlu olurduk kimbilir. Hayatın bize oynadığı bir oyundu bu. Hep iyiler kaybederdi derler ya, kötü kaybetti bu oyunda. Kötüydüm her anlamda. Sana ulaşamıyordum senin bana ulaştığın gibi. Kendimi kapatıyordum herkese, bilmiyordum sonumun bu kadar büyük bir etki yaratacağını. Bir türlü kendime gelemedim senden sonra. Hala da öyleyim aslında. Sanki öyle bir yumruk attın ki giderken, acısı bir türlü geçmedi. Hakettiğim bir yumruk olduğu gerçekti...

13.09.2015

Hayat Devam Ediyor..

Bu gece ızdırap dolu yine
Söndü ateş, söndü hatıralar
Sözcükler dudakları kesmiş
Kan damlıyor konuştukça
Bir çınar daha devrilirken 
Ne yazık biz bir şey yapmadıkça..
Bağırıyoruz kime, neye
Neden hep halimize acıyoruz?
Bir numaralı etken, sen
Bırakma umudunu ne kadar da terkedilsen.

Bak gün doğuyor yine tepelerden
Işık yıkıyor gökyüzünü kem gözlerden
Yere akan gözyaşları kuruyor
Rüzgar esiyor yüzüne yüzüne
Hayat yine de devam ediyor

7.09.2015

Yeniden Mazi, Yeniden Efkar ve Karamsarlık..

Geçmiş ne kadar da güzelmiş...

Şimdi yaşadığım hayata bakınca eskiyi düşünüyorum olur olmaz. Bazen sana bakıyorum hala orda mısın diye evet ordasın ve gülümsüyorsun her zaman ki gibi. Seni güldürdüğüm zamanlar geliyor aklıma hayıflanıyorum işte kendi kendime. Hala neden mutlu olamadıysam sebebi açık değil mi? Gülümsemen eksik hayatımda. Boylu boyunca çok düşündüm neden mutlu olamıyorum diye gerçektende sebebi bu. Kimse gülerken içimi ısıtamadı benim senden başka. O aidiyet duygusunu bir tek sende gerçek görmüştüm. Aittim ve aidim hala araya yıllar girsede, öleceksemde bu duyguyla öleceğim galiba..

Pişmanlık var en çok beynimde, kalbimde yankılanan. Güzel anılar var bir daha yaşanmayacak. Bir gün bitecek hayatım bitsin zaten. Seni bir daha dolu dolu yaşayamayacağım madem hemen bitsin. İntiharı düşündüğüm çok oluyor, belki bir gün diye erteliyorum. Alarm vakti bir gün ertelenmeyecek gibi sanki. Mutluluğum anahtarı uzaklarda bir kapı gibi duruyor. Açsam kucaklayacağım ama açamıyorum belki de açmak istemiyorum kim bilir. Keşke diye bir sözcük olmasaydı keşke. Zira hep cümlelerimin başını işgal ediyor. Beni maziye hapseden bu keşkeler olmasaydı ya. Güzel olabilirdi..

22.08.2015

Varsın Sonu Yalnızlık Olsun..

Bazen bir umuttu tek bir gülümsemen
Güneşin doğuşunu izlemek gibi penceremden
Sıcak bir çay gibi en demlisinden

Her şeyin anlamı, izahı sendin
Elini tuttuğumda yandığım bir sendin
Ve anlamını unutmadığım o iki sözcük

Yoksun ya içim daralır hep
Tonik yoksa cin içilir sek
Bari rüyalarımda benim ol tek

22.07.2015

Bu Sevda Ağır

Bıktım artık bu keşmekeşten
Düşene bir sille daha vuran herkesten
Ayıp değil ya yardım etmen
Ya da her düştüğünde yaradanı zikretmen

Gittiğim yolun sonu gelmek bilmiyor
Beni o'ndan başkası hiç incitmiyor
Hayat kısa diyorsun madem ki
Gelmediğinde her şey çok uzun bilmiyor.

Akşam çöktüğünde seyrediyorum yıldızları
Artık tek başınayım onlar gibi, buydu tek farkı
Düşünüyorum, düşlüyorum her gün sıfatını
Bir tek ben mi yanıyorum, tadıyorum hicranı..

11.07.2015

Durum Değerlendirmesi..

Biraz karışığım şu sıralar. Aklımda tonla düşünce var. Hiç birini gerçekleştiremediğim hayallerim çok yer kaplıyor zihnimde. Bir ara boşaltmam lazım onu da. Hala yalnız kovboy modunda takılıyorum, belki de o mod takılı kaldı bende bilmiyorum. Bir ümit yaşıyorum işte, sessizce. Bütün şiirlerim bütün yazılarım yarım kalmış gibi hissediyorum. Belki birileri okuyor ama boşluğa yazıyorum hep, gidipte dönmeyenlere yazıyorum..

Keşkeler kemiriyor beynimi, pişmanlıklar daha da yükleniyor. Nasıl bu hale geldim, geldik. Çok değil 10 sene evvelinde bazı şeyleri hayal edebiliyordum, zihnim tertemizdi. Ama şimdi milyon tane tokat yemiş vaziyette köşemde siniyorum. Nasıl bu kadar korkaklaştım? Yeni bir yüz görmek istemiyorum artık. Yeni yüz mezarlığı gibiyim zira. Çoğu tanıdığım beni çöpe attı, bazıları karşılıklı oldu. Nasıl bitecek hikayem en çok merak ettiğim de bu. Hayat mı beni öldürecek ben mi kendimi?

7.07.2015

Rulet..

Özlüyorum elbette geçmişi. Gerçi çocukluğumun babamla geçmeyen bölümü için: Hemen büyümek istemişliğimde vardı. Al büyüdün noldu diye soruyorum bazen kendime. Çocukken yaşadığım kötü olaylar şimdi ki yaşamımın yanında sinek ısırığı gibi kalıyor. Çocukken atlatabiliyorsun, hastalık gibiydi çoğu an’ım ama kaldırıp atabilmiştim sonunda. Şimdi ise vucüduma kanser gibi yayıldı bu olaylar. Sıkıyorsa şimdi atlat diyor hayat.

Başlangıçta rulette neden siyaha koyuyorsun paranı diyenler olacağından şimdi söyleyeyim. Benim hayatım siyah ve ışıksız olduğundan siyaha basardım paramı. Zira siyah gelme umuduyla oynardım ama gelmezdi çok ilginç, kaç tur dönse de hep kırmızı, hep kırmızı..

25.06.2015

Ve Düşüş

İçerim şarabından olsa da haram
Dönmezdin ya işte buydu benim yaram
Unutamazdım yareni geçsede zaman
Bu günahkarı hangi kör kuyu temizler, hangi umman..

Benim olmayanı sevmek gibi bir huyum var
Gidenlerin ardından akan bir gözyaşım var.
Bir çare bulabilsem, kendimi kurtarabilsem
Çünkü hep bir acı, hep bir keder var..

21.06.2015

Hesap Vaktini Bekliyorum..

O kadar anı saklı ki zihnimde anlatamam. Neden bitti bu anılar kötü sonlarla düşünüyorum. Bir zamanlar bende saftım, tertemizdim. Ama zamanla çamura bulandım, bana güvenenleri, bana inananları hep hayal kırıklığına uğrattım. Yatmadan evvel gökyüzüne baktığımda hep pişmanlıklarımı görüyorum. En çokta o'nu görüyorum. Neler yaşamışız biz kısacak yaşam diliminde yazsam roman olacak. Mutlu oluyorum her rüyama girdiğinde. Gerçekte eşin benzerin yoktu senin. Anlattığım hayat hikayemi keşke gösterebilseydim sana. O zaman inanabilirdin bana. Neyse geçmiş işte, geçmişle yaşamaya çalıştım bir müddet. Ama zordu gerçekten her gün kendimi öldüresim geliyordu yaptığım hataları gördükçe.

20.05.2015

Yaşıyoruz İşte..

Her ölümlü gibi yaşıyoruz işte
Kalpler kırılıp yere düşse de
İçinde boğulsakta problemlerin
Çözmeye çalıştıkça düğümlenen kederlerin
Arasında inatla, yaşıyoruz işte..

Bir simit, bir martı, bir deniz
Bazen hayalsiz, bazen sevgisiz
Tutunuyoruz ince dallara
Koparsalarda binlerce yaygara
Yaşıyoruz işte..

15.05.2015

Olmazsa Oluruna Bırak..

Haydi vur kadehi benimkine
Demlenelim bu gece seninle
Konuyu sen seç efkarlanalım
Bazen gülelim, bazen ağlayalım

Unutma dostum unutma
Sevdayı başkasında arayıp durma
Bir kez gelir o tren
Bu da sana bir nasihat, öğren..

Çok şey yaşadık dostum çok
Artık öğrendik, yalana karnımız tok
Dik yokuşlar çıktık sevdanın
Bu hayatın bize acıması yok..

10.05.2015

Kefaret..

Çoğunlukla düşünüyorum geceleri, yatmadan önce bir sigara yakıp geçmişimi düşünüyorum. Neler yapmıştım, neler yarım kalmıştı, gözlerimin önüne getiriyorum. Çok yanlışlarım olduğunu biliyorum. Olmayacak hatalar yaptığımı da. Buradaki yazılarımı silmeseydim onlar çok açıklayıcı olurdu ne derin pişmanlık duyduğumu. Neden yazmaya başladığımı anlatırdı o yazılar. Aslında sadece bir sevgili kaybettiğim yüzünden yazmıyorum. O kadar basit değil. Benim hayatım biraz dağınıktı, toparlayamamıştım bir türlü. Birbiri içine geçmişti sıkıntılar bu yüzden yazıyorum. Biraz rahatlama adına, geçmişi biraz olsun telafi etmek adına ve kırdığım şahsiyetlerden özür dileme adına yazıyorum..

Bu bloğu okuyan gizli bir kesim var, kendilerini göstermemeyi seviyorlar. Belki içlerinde eskiden tanıdığım insanlar vardır. İçlerinde kırdığım biri varsa pişmanlığımı anlasın lütfen. Gençtim hovardaydım, her şeyi yapmak istiyordum. Ergenlik işte çok kalp kırdım bu uğurda. Onlardan bu yazımda özür diliyorum. Sadece ruhumu arıtmak istiyorum artık, çer çöp doldu ruhum. Biraz rahatlıyorum böyle yazdıkça..

Demir Alma Vakti..

Biliyorum..
Yollar uzun, hatta sonsuz..
Geçen dolu yıllar var onsuz
Yenilen şamarlar var
Ufukta kaybolan hayaller var
Bir çok kez demir almak var
Limanlardan..

Anasız babasız kalmış bir mahdum gibiyim
Güftesini kaybetmiş bir şarkı gibi
Uzanıp tutacakken düşmüşüm yere
Ne olur gör beni, basıp geçme üstüme..

Sensizlik ne zor bir zanaat
Aza tamah etsemde, getirsemde kanaat
Bir bir eksiliyorsun içimde
Kayıp gidiyorsun benliğimden düşlerimde

9.05.2015

Güle Güle Leyla..

Yorgunum
Geçen rüzgarlar gibi hızlıca
İlerliyor yıllarım akrep yelkovanı kovaladıkça
Bir taş atıyorum yine derinlere..
Ama sekip geri geliyor yine ellerime
Hayalsizim
Gökte dolanan bir uçurtma gibi
Yere düştüm düşeceğim..
Belki çakılıp öleceğim
Nisan'da yağmur gibi düşeceğim
Anılarına bir nokta bırakacağım belki
Kurtulamayacağım senden sanki..
Üşüyorum zor olsa da Ağustos akşamlarında

2.05.2015

Beyaz Yelkenliyle Gitti Sevgili..

Bilmiyor gelecek ne getirecek
Nerede, nasıl ve kimle birleştirecek
Belki de boşuna bekliyor
Zamanı tükettikçe o denizde boğuluyor

Çıkmaz sokaklara girip çıkış arıyor
İmkansızı buldu, aşmayı umuyor
Hiç bir şey net değil, her şey bulanık
Olduğu yer ise alabildiğine karanlık..

27.04.2015

Yalnız Şiir

"Senin ve benim yalnızlığım gibi, şiirler de yalnızdır. Bu da yalnız kalmış umutsuz bir şiirdir.."

Oturup kalmışım gecenin mehtabında, bankta
Terkedilmiş, sessiz bir gecenin ayazında.
Önümde boy boy uzanmış yıldızlar
Ay sanki bana göz kırparmış gibi parıldar..

Nefretim sönmüş, özlemim yellenen bir kor
Bu acının, bu imtihanın tarifi çok zor
Avuçlarımın arasında hissetsem, ne olurdu elini
Yoksa kim nasıl bastıracak hasretini..

21.04.2015

Virane Geçiyor Hayat.. Sensiz...


'Uçları kırılmış bir düştü bizimkisi, rüzgarda savrulan bir düş..'

Ne kadar anlatsamda anlayamazsınız ki
İçinde bulunduğum korluğu hissedemezsiniz ki
Bir hayal yaşadım bir nebze ben
Bir hayal öldürdüm yine zihnimde
Sürekli dik bir bayırı çıkmaktan yoruldum belki de

Geceler geçerdi, günler ilerlerdi peşi sıra
Ama açılırdı her zaman dikiş tutmayan yara.
Seni haykırırdım, doğan aya yetmezdi yıldızlara..
Artık uzaklaşmıştık fersah fersah birbirimizden
Bedenen değil ruhen ayrılmıştı bağ, ikimizden

18.04.2015

Çocukluğum & Yokolan Değerler..


En son ne zaman çıplak ayakla çimlere bastınız? Ne zaman çocuklar gibi şakalaşıp, oyunlar oynadınız? Hayat bu işte çocukken yaşadığımız keyfin kefaretini ödetiyor, kendinize zaman ayırmamanızı sağlayarak..

Eskiden tüp kamyonlarının arkasına tutunur gezerdik, okul çıkışlarında uzun sopalı bir adam karşılardı bizi her türlü aparat mevcuttu adamda, çatapat, kızkaçıran, osuruk bombası falan. Eskiyi hatırlamak güzel ancak şimdiyle kıyaslayınca, keşke diyorsun. Keşke o dönemleri yine yaşayabilseydim diyorsun. Şimdi bir yabancı bir mahalleye gitsen birisi mutlaka seni ihbar eder yabancı olduğundan. Oysa çocukluğumuzda böyle bir şey yoktu. Çocuklar korurdu mahalleyi ve o yabancılara sıcakkanlı yaklaşırdık, bir adres arıyorsa yardım ederdik..

Biz bir timdik çocukken mahalleden mahalleye dolaşıp top oynardık. Selimiye ana bölgemizdi. Ama başka yerlere de giderdik keşif yapardık. Fileli potalar arardık öyle potalarda basket oynamak inanılmaz keyifliydi zira. Paşabahçe ilköğretim okuluna girerdik, tabi yazın. Zincirliydi oranın potaları oynardık sonra dönerdik. Yine Haydarpaşa'ya gider sahada maç yapardık. Bir kere ucunu kaçırıp Selamsız'a gitmiştik bir ilköğretim okulunun duvarlarından atlayıp kendi aramızda top oynamıştık. Sonra oranın yerlileri gelmişti. Onlarla hem basket hem futbol oynamıştık. İkisinde de elemanları rezil etmiştik bunun sonucunda meydan dayağı yemiştik. Hiç unutamıyorum o dayağı. Bağlarbaşı'ndan Selimiye'ye kan revan içinde yürümüştük. Buradan çocuk okuyucularıma bir uyarı da bulunayım siz siz olun kendi mahallenizin dışında yeteneklerinizi sergilemeyin. Yoksa böyle dayak kaçınılmaz oluyor..

14.04.2015

Boşluğa Mektup


Anlatıyorum kendimce hicvederek yaşantımı..
Dalga geçiyorum bezen kendimle..
Çoğu zaman boştu buralar ağlamak serbestti.
İzlendiğimde ağlayamam ki,
Tam akacakken donar gözyaşım
Elbette sıkıntılarım var herkesin olduğu gibi..
Hiç bir zaman yaşayamayacağım hayallerim var
Binlerce taş attım hayatın köhne kuyusuna
Ama dolduramadım bir türlü
İsyan ettim, delirdim, saçlarmı yoldum
Bu anlamsız hayat biraz renklenseydi..
Sadece biraz yetecekti, yetecekti..

Hala tanımlayamadıysam kendimi
Elbette yazan kalem suçludur
Her zaman olduğu gibi suçluydum
Yargılanmaya gerek kalmayacak kadar
Verin müebbeti, verin yağlı urganı
Kendi hayatımı katlettim ben, katilim
Katiller affedilmemeli

13.04.2015

Öbek Öbek Yalnızlık..


Yüklenmişim sırtıma ağır yükleri..
Geçmişin gölgesindeki küf tutmuş küfeleri..
İniyorum çıplak ayak ıslak merdivenleri.
Kovalıyorum o yüklerle siyah bir kediyi..

Zor geliyor elbette zor olmayan mı var?
Acıkınca yemek veren, su veren mi var!
Ölmemek için içilen çamurlu su
Direnmek için elinden gelen sadece bu

9.04.2015

Yağmur, Anılar, Anılar..


Yürüyorum yine yalnız, etrafımdaki çamların arasında. Hava sıkıntılı, yağmur indirecek yine her zamanki gibi. Kara bulutlar ikaz ediyor. İşin tuhafı bende yağmurlu, aşırı yağmurlu bir günde doğmuştum. Yağmuru severim, çoğu pisliği temizlediğinden ve işin su ihtiyacı tarafı da var. Islanmak koymaz yani sağanak altında çok yürümüşümdür. Kadıköy'de daha da güzel olur yağmur. Bir ağaç altında konuşlanıp, koşuşturan kalabalığı izlemek ayrı bir zevk açıkçası..

Bazen yürüyüşlerim haddinden fazla olabiliyor. Bir kere Maltepe sahilinden başlayarak Selimiye'ye kadar yürümüştüm mesela. 3-4 saat sürmüştü, yazın yürüdüğümden yanmıştım da bayağı. Eskiden her yere bisikletle giderdim mesela. Selimiye'de otururdum çocukluk ve gençliğimin başında. Kar yağardı ona rağmen bisikletle Kadıköy'e ve Acıbadem'e giderdim. Kadıköy'de annem otururdu Acıbadem'de anneannem. Gidip harçlık alırdım ve bir güzel yerdim parayı. O zamanlar özgürdüm işte bisikleti istediğim yöne çevirir basardım pedala. Şimdi 20'li yaşların ortasında biri olarak evden dışarı çıkmak zor geliyor. Öyle sıkıntılı ki etraf, herkes kendi derdiyle ilgileniyor ve bu uğurda bir ömür harcıyor. Aktivitelere katılmak lazım arada adalara gidip gezmek, kütüphanelere, müzelere uğramak lazım. Dünya'da eşi benzeri yok İstanbul'un. İstanbul'u adına yakışır bir biçimde yaşamak gerek. Her imkanını kullanarak. Ama tabi ki zor bu dediğimi yapmak iş hayatı, aile sorumluluğu geçim derdi, İstanbul'u güzel yaşatmıyor. Çocuk olmak lazım, sorumsuz olmak lazım..

6.04.2015

Nisan Sayıklamaları..


Yine bugün perdeler kapalı, ışıksız bir odada köşeme geçiyorum kül tablamı alıp. Oturup yakıyorum bir sigara, "hiç" olduğum günü düşünüyorum, pişmanlıklarımı ve ayıplarımı. Seven insan yapmayacağı şeyler yaptım belki de. Çok kolay da vazgeçmemiştim ama hep bir aracıyla kontak kurmuştum. Bire bir konuşmalarımızda dökememiştim içimi hiç bir zaman. Sigara'dan son bir fırt alıp, basıp yakmıştım o hayali.

Artık hiç'tim. Ne yapsamda ne kadar çabalasamda damgayı vurmuştum kalbime. Sen hiçsin ve hiç bir zaman varolamayacaksın. Zira çok onore edilmiş herkesin tatmak isteyeceği aşkı, sen çöpe dökmüştün. Ne denilebilir ki sadece kendini zehirlemene devam edebilirsin hiç bitmeyen sigaranla. Düşünürsün onu düşünürsün geçmişini.. Bir kere yakaladıysa kulağından bırakmıyor geçmiş seni hayatın boyunca. Tertemiz bir sayfa açamıyorsun romanlardaki gibi. Başka bir aşk paklar bilinmez ama uzun bir süre kullanamayacağımı biliyorum kalbimi...

29.03.2015

Spotları Kırık Hayat..


Bazıları soğuğu sever..
Soğuk buzu
Buz rakıyı..
Rakı beni, bende seni..
Ama bitti..
Hemde yeterince yaşamadan..
Soğuk kırıldı..
Buz eridi
Rakı yitti.
Ve sen boşluğa yürüyüp gittin...

Biraz, Biraz


Biraz yaşadım hayatı, biraz keyif aldım, biraz ağladım, biraz kuşkulandım, hastalandım, yattım falanlar filanlar. Kimsenin hayatı ucuz değil. Hayatınızı sorguladığınızda elbet net, berrak sayfalarla karşılaşacaksınız. Sadece kötü anıları biraz daha net hatırlıyoruz o kadar. Çünkü hasar var ağrıyor kalbin belki de böbreğin, geçerken zarar vermiştir olabilir..

Dedim ya biraz yaşamıştır herkes hayatı, biraz çok fazla değil, yeteri kadar. Almıştır öğretilerini, kazımıştır bazı nüansları ve ilerlemiştir kendi otobanında. Belki 80'le, belki 180'le. Giderken dönüp bakmıştır ne kadar yol yaptım diye. Ben bakmadım diyen illa ki yalan söylüyordur bu konuda yalan söylemenize gerek yok. Utanç değildir geçmişe bir bakıp çıkmak. Daha utanç verici şeyler vardır onları gizleyin tabi. Çünkü size zarar vermek isteyen biriyle de yarı yarıya oranla karşılaşıyoruzsunuz şans meselesi...

26.03.2015

Sonsuz Yazı..


Geçmiş...


Bir sebebi var elbette bu derin, uçsuz düşüncelerimin. Her ademoğlu gibi bir çok düşüş yaşadım, kasvet, çığlık, korku dolu saniyeler peşi sıra takip etti şu yalan hayatımı. Ve sonunda bunları biriktirip bazılarını arıtmaya bazılarını ise karşımda beliren her hangi bir şemale yansıttmak amacıyla kullandım. Çoğu zaman görünmez prangalarımla yaşamayı öğrendim, esaret altına girmedikçe kimse özgürlüğün ne demek olduğunu tam anlamıyla kavrayamaz. Belki kalın demir parmaklıklardan ve kafam kadar bir pencereden oluşmuyordu. Ancak gardiyanım vardı, her adımımda bana ket vuran olduğum yere mıhlayan. Tabi ki beyindi bu gardiyan..

Eskiden akıl hastalarının kötü kişilikler olduklarını düşünürdüm, toplumdan soyutlanmış ve anti davranışlarda bulunmaya yatkın kimseler. Ürkütücü gelirdi çoğu zaman. Deli dediğimiz insanların aslında ne kadar güçlü bir potansiyelleri olduklarını gördüm. Çocukken yıkık dökük ahşap bir konağın civarında yaşardım. Harabeydi ama iskeleti hala sağlamdı. Buraya giremezdik, nedeni ise üzerimize yıkılacağından değil. İçinde bir adamın yaşamasıydı. Bu adam bildiğimiz evsiz özelliklerine ilaveten kapalı kutu birisiydi. Gözlemlerdik sürekli onu atılmış veya çok bayat (taş gibi sert) ekmeklerle dolu gelirdi her zaman "evine" Bunlarla karnını doyururdu tabi yediğini görmezdik ancak ekmekleri ıslatıp güvercinlere yedirdiğini bizzat görmüştüm. Çoğu zaman mırıldanıyordu ne dediğini hiç anlayamadım. Dış görünüş itibarıyla çok korkutucuydu hatta bir bacağı aksıyordu. Ama inatla yaşamaya devam ediyordu. Diğer insanların sırf kir pas içinde yırtık elbiselerinin içindeyken onu nasıl hor gözlerle izlediğinin farkındaydı. Ama umursamıyordu. Çünkü o kendi dünyasında yaşıyordu. Dışlandığı hor görüldüğü iyi giyimli, kültürlü, beyefendi veya hanımefendi'lerin dünyasında değil. O konağın belediye tarafından yıkılmasına dek düzenli aktivitelerini yapmıştı her zaman. Sonra meçhule karıştı en azından benim için belki de yeni bir yıkık dökük bir harabe bulmuştur...

Neden Boynuz...Neden?

Neden gitmeme izin vermiyorsun. Kalsam ürkütüyor 10 vantuzlu kollarınla bırakmıyorsunda. Neden altıyolun ortasında çakılı bekliyoruz? Neden boğanın boynuzları kıçımıza batıyor..

Bırak beni azad et günahlarımı yüzüme vurma. İkimizde bedelini ödemedik mi? Bu saçma şekilsiz zinciri ağır ağır boynumuza geçirmedik mi?

Uyan rüyadan, uyan hastalıktan. Gideyim, sende git yıkan alevli sularla. Unut hatırlama beni. Sen beni hatırladığında bende seni hatırlıyorum yoksa...

16.02.2015

Özgecan Aslan Cinayeti...


Güya yazmayacaktım belirsiz bir süre ancak bu genç kızın filmleri aratmayacak bir vahşetle katledilmesi üzerine kendimi tutamayıp yazmaya karar verdim..

Ülkece haberi ezberledik ve her birimizden beddualar küfürler semaya yükseldi bu kesin. Hatta olayın sıcaklığı öyle bir etki yarattı ki uyuyamadık kitlendik kaldık. Bu ülkede kadın cinayetlerinin haddi hesabı yok çetelesini tutamazsınız o derece fazla. Yakalanmayanları yok mu sanıyorsunuz elbette var. Biraz deşeceğim mevzuyu, dökeceğim içimi..

Dünyaya geliyorsun, insan günahsız dünyaya gelir minvaline katılmıyorum ben. Günahkar insanoğlu tohumu olarak gelirsin dünyaya. Yazdığım yazılarda belirttim bunu çoğu kez. Kendini arındırmak ve yapabildiğin kadar saf bir hayat sürmek senin vazifendir. Ailen seni yedirir, içirir, büyütür okutur. Hayatına bir şekil vermeni kolaylaştırır. Okuyarak, konuşarak, gezip görerek yaşam mekanizmasının çarklarını ne kadar düzenli ahenk içerisinde döndürdüğünü anlarsın. Bir hayat felsefen bir tarafın vardır muhakkak. Siyasi olur, olmaz bir özlü sözün vardır kendi ürünün ya da benimsediğin..

Ancak insan doğası çok karmaşık bir mevzu, akıl dediğin avucunda tuttuğun bir kaç sinek. Uçtu mu yandın zaten. Burada tamamen benliği kaybetmekten bahsetmiyorum. Aklın gerçeği, doğruyu, yanlışı, iyiyi, kötüyü bulanıklaştırmasına değiniyorum. Bu tecavüz vakası ülkede infial yarattı, her kesimi tek bir noktada buluşturdu. O da nefret'ti.

6.02.2015

Süresiz İzin..

Üzerinde çalıştığım bir yazı yüzünden paylaşım yapamayacağım arkadaşlar. Belirli bir süre yok, o yazıyı adam akıllı yazıp bitirebildiğim zaman buraya dönüş yapacağım. Yakında görüşmek üzere, hoş kalın..

23.01.2015

Let Me Kiss You..


"Güneşin altında bir yer var orada birini takip etmek isteyen herkes için
Ve sanırım benimkini buldum evet bulduğuma inanıyorum

Kapa gözlerini ve birini düşün fiziksel olarak hayran olduğun
Ve öpmeme izin ver izin ver seni öpmeme

Tüm Amerika'yı dolaştım ama güvenli bir yer bulamadım
Söyle omuzlarında ağlamama izin veriyomusun
Herhangi bir şeyi ikinciye denemek istediğini duydum

15.01.2015

Hazır Ol'da Bekler "As" Cebinde


Hepimiz hayatımızda yalanı kullanıyoruz, bu yadsınamaz ve bilinir dünya çapında. İnkar etsende bir gün çıkacaktır. Bunun haricinde insan hakkında kötü bir huy daha yakaladım. Bunu kendimden de biliyorum gözlemlediklerimden de, tanıdıklarımdan da..

Aslında çok basit bir şey. Eğer doluya odaklanmayıp boşu farkedebilirsen...

Hafif bir giriş yapacak olursam. Kendilerine göre bazı standartları ve toleransları vardır insanların. Onlara göre yaşarlar maddi anlamı geçtim, o konuda herkes belirli bir düzey yakalayamasa da, manevi anlamda bir his var ki. İnsanoğlu'nda mevcut bir his sınıf ayrımı gözetmeksizin. Gerçekleşene kadar saklanan bir his.... Bazılarımız en yakın arkadaşlarına itiraf eder, bazıları kendisine itiraf eder ama başka birisiyle paylaş(a)maz. O sona sakladığın koz ne? As çıkmamış daha piyasaya? Sende o as işte, onu atıp kazanacaksın oyunu ve bütün yük kalkacak üzerinden. Peki o as'ın açılımı ne?

Yazıyı tam okumadan önce biraz düşünün, sonra okuyun, çoğunuz tahmin edebilir zaten..

13.01.2015

Ortasından Başlayan Nesir..



Ve sen  gözlüklerini temizleyip okumaya başlıyorsun. Tane tane iyice sindirerek okuyorsun yazılı bir metni. İçinden geçenler kasvetli; düşünceler, veryansınlar, küfürler birbiriyle kadeh tokuşturuyor. "Şerefe abicim" Bazı olaylar var ki can sıkmak bir tarafa yaşama sevincini de elinden alıyor. İbretle korkuyla yaşıyorsun, sana bunları zorla nakşediyorlar çünkü. Korkmayan insan eğilmez, bükülmez. Ancak korku ve sorumluluk beraber yürüyorsa o hayat zordur be arkadaş. Dünyaya niye geldik biz diye düşünüyor musunuz hiç?

Dünyaya geliş amacımız tamamen kendimizi arındırmak ve bizden önce atalarımızın, ilk insanların yeryüzüne ektiği zakkum tohumlarını temizlemektir. Yaşamayı zorlaştıran tek varlık insandır. Kendi kendimize azap çektiriyoruz. Şu dünyevi tatları bir kenara bırakın, para, para, aşk, seks, kariyer. Bunları bir kenara bırakıp düşünmek gerek. Dinsiz bir adam bile bu kainat ve her bir zerresini baz alırsa büyük bir kudret tarafından bu dünyaya can olarak getirildiğini anlamalı. Mesele cennet cehennem de değil. Sadece bu olguyu kavra zaten kimse tamamen pirüpak noktalayamaz yaşamını. Ama saldım çayıra modunda ağlayarak zırlayarak kavga ederek bağırarak ezerek yalan söyleyerek saçma sapan hayaller peşinde koşarak bu yaşamı sürdürmemeli...

Elbette her insanın kendi iradesi var kimseye karışamam suçlayamamda hiç bir şey net değil. Bilinmez o kadar büyük ki sadece binde birini tahmin edebiliriz. Savaşlar, tecavüzler, işkenceler, cinayetler, dolandırıcılık bir ton suç işleniyor bu dünyada ne uğruna sanki sonsuza kadar yaşayacağız bu dünyayı...