29.06.2013

Eğ Başını Eğeceksen



"Akşamları yorgunum,eve geldim sızdım kaldım
Müzik tütün ve çay,tüm dertlerden çok uzağım
Gitmişsin odan bomboş,başkasını istemem ki ben
Para öldürmüş bizi yavaş yavaş
Başkasını istemem ki ben
Beyazıt çınaraltında,sultanahmet parkında
Soluduğumuz aynı hava o bizanslı aşıklarla
Eğ başını eğeceksen,yalnızca aşk için eğ
Ben çoktan razıyım yitik şarkıların peşinden
Kırık kalbim,yaşam zor istikametim sana doğru
Tam öğrendim ki sevmeyi heyhat bu yüzyıl geçti gitti
Kuşandım zırhımı kıstım gözlerimi
Önümde aşk barikatları
Eğ başını eğeceksen,yalnızca aşk için eğ
Ben çoktan razıyım yitik şarkıların peşinden
Kırık kalbim yaşam zor,istikametim sana doğru.."

Kadıköy'ün ozanları Kesmeşeker (özellikle Cenk) yine derin bir parça çıkarmış. Anlayabilene anlam çok tabi. Ben bu parçadan çıkardıklarımı yazıp, analiz edeceğim dilim yettiğince..

Çok sevmişsindir bana göre insan sadece bir defa aşık olur. Olmamıştır dünyevi şartlar bu saflığı sindirmiştir, ele geçirmiştir. O'ndan sonra bir adaptasyon süreci başlar, kısa kısa cümleler kurarsın. Az yersin, çok içersin. Her eve atışında kendini, madenden çıkmış gibisindir. Neden çok ağırdır bu ruh hali? Çünkü beyin reddetmeye çalışır kalp tillahıyla olmaz der.  Vuruşur iki taraf, kalp kazanır ama kaybedilen bir kazançtır. Hiç bir şey kullanılamaz hale gelmiştir rahat 20 sene..

27.06.2013

İmkansızdı Sen, Ben, Her Şey



Dilin ucunda ama bir türlü söylenemeyen
Hasat vakti fırtınayla sürüklenen
İstenilen, unutulmayan, kaybedilen değer
Aşk için yaşamayı deneseydin eğer
Kim alabilirdi ki mutluluğu ellerimizden
Oysa kaçtın hep
Dükkan camını kıran küçük bir çocuk gibi
Arkana bakmadan koştun, korktun
Bir kez daha aynı mahalleden geçmeden
Yaşadın ! vazgeçerek, sevmeyerek
Sana kızamıyorum ne kadar istesemde
Bende küçükken çok cam kırdım, kaçtım
Özür dilemek hiç aklıma gelmedi
Diğer yolları düşünmeden, tek düzeydi
Bir elmanın iki yarısı değildik belki
Ama yinede yazmıştım seni gönlüme
Büyük puntolarla, silinmez mürekkeple
O yüzden hep misafirim olacaksın senelerce

26.06.2013

A Distance There Is..



'Duyuyor musun çatındaki sesleri ? Yağmur değil o, benim..
Kovmadın belki ama, içeri girmekten hala korkan, ama hala kapına gelmiş olan benim.
"Kaç yağmurdan, içeri gel" diyorsun ama bilmiyorsun ki sevgilim, aramızda bir uzaklık var.
Bütün o güzel şarkıların bahsettiği uzaklık değil belki ama;
Dip dibe olsak bile kalacak o uzaklık
Sıcak olan herşeyi alıp götüren, bir şekilde yalıtan uzaklık..
Öyle ki, yumruklaya yumruklaya kapını çalsam bile yağmur pıtırtısı kadar uzak gelecek. Biliyorum ki ne gözyaşları döküldü, dondu buz oldu sonra tekrar kırıldı.
Ama artık sonunda üzüleceğimiz tek bir kelime çıkmayacak ağzımdan.
Şarabından içmeyeceğim..
Sen erkeğini susuz bırakıyorsun, ölüme terk ediyorsun

23.06.2013

Vazgeçiş Mektubu



'Gerçek sevdanın artık görülmediği dünyada, sevgili "sonsuz yıl" uzaklıkta. Ama hala "seven" kendi şahını devirirken şunları söylemeli..'

Seni gördüğümde, gülüşünün derininde bir gün ayrılacağımızı biliyordum

Ama bitecek diye başlamamak şu kalbime haksızlık olacaktır..

Yaradanın göz kırpmasını es geçtim ya da geçtik..

Yenildi birimiz yenen de yenildi, sevdamızda boğulduk kabul edelim

Sol elimi kalbime götürüyorum, sağ elimi mektubundaki dudak izine

Senden sonra o kadar cesurlaştım ki okyanusa sandalla açıldım..

Elbette fırtınada kaybolduğum günlerim oldu..

Rüzgarını şamarını attı, atıyor, atacak "banane" alıştım..

"İyiler kaybeder, iyi taraf hep kaybeder. Çünkü iyiler adil dövüşür.."

Once Upon a Time

Niye


Yediğin kazıklar artık yedirmeyecek boyutta tıkamışsa boğazını. O zaman sil baştan al gücün de bitmediyse. Ama kalkmak zor biliyorsun zaten insan bundan dolayı ölmeyi düşünmez mi? Hayatın güzelliği neden kaybolur? İnsanlar neden 60 yıllık bir ömür uğruna birbirine bu kadar nefret besler anlamsız..

Çıkıp yağmura ıslanmak lazım. Hoş yağmurlar da bitti, benden gittiğin gün. Niye düştük? Zaman geçiyor ve ben hala sayıklamalarıma devam edip, saçma sapan hezeyanlarımla beraber bayılıyorum. Dikkat ettiysen uyumuyorum, bayılıyorum.

22.06.2013

Yalan(lar)la



Yorgunsun
Makas daralırken
Hep bir şey eksik !
Nereye kadar bu sabır?
Teşebbüsler sonuçsuz, zararlı..
Hayır, hayır, hayır..
Hıyar, hıyar, hıyar..
Gereksizim, gereksizsin..
Sende kimsin?
Veya kim sanmanktasın?
Gökyüzü bulutlu..
Kimene, sanane...
Uzattın elini, havada !
Daldın uzaklara yine
Sektirdin taşı su üstünde üç kere..
Zaman kum tuttun, tutamadın..
Hayal ertelerken gerçeği..
Of çekiyorsun
Sıkıntıdan değil stresten..
Yürü, yürü, yürü
Bitmeyecek istediğin kadar büyü..
Pişmaniye anlamlı bir tatlı
Yine deler, oysalar, neyseler..
Ne güzelde teselli ederler (!)
Bilinen yerlere saklanmaya devam
Çünkü yakıyorlar, yıkıyorlar, eziyorlar..

Monolog: Müdafaa



Evet farkettim seni
İçimi kanyona çeviren köstebeği
Demek çıkmış o kanlı ok yaydan
Demek o sivri uç alıkoymuş beni yardan

Unutma...

Fırtına evini yıksada
Toprağına yağarda, "yıkar" da
Üzülme dost leblebi değilsin ki sen
Altını da sen, elması da sen, "demir"i de sen...

15/05/2013

Monolog: Tanım



Yine bir efkar gecesi yanar bir sigara, gölgesinde bir sağa bir sola dumanıyla yol gösterir yazdığın her neyse o'na"

Hoş ne kadar çalışsanda, çırpınsanda
Örtülemeyecek bir yaraydı bu
Nedeni basitti, ama inkar ve imkan
Görünmeyen kalkan, ışığı soğuran..
Ne yollar kadar uzun, ne dağlar kadar yüksek
Limitsiz, tutamadığın o gururun var
Hep var olacak çünkü doğuştan
Her adımında bir set çekecek
Bir ket; iki, üç, dört, beş...
Sonsuz ve kemiksiz karakterler
Bulutla savaşamazsın ki..
Sekiz yönden birine sapmaktansa
Orda bırakan, yalnız, hissiz..

Monolog: İçimdeki Ben



Daha yeni tanıyorum seni
Pırasa saçlı, uzun burunlu adam
Hem kararsız, hem kararlı
Kısık gözlerinde gizlenen nefreti
Saklıyorsun

Ama iğne battığında saldırırken
Kuru öfke ayaz gibi sağlam vurdu zihnine
Her yaklaşan alıyor kokuyu
Kan
Neden izin verdiğinden
Sızdırıyor göğsün solu; kalbin.
Yetmiyor sızlıyor beyin..
Ne yapmalısın ne, yap artık
Yapamadı, yapamaz

Bensizlik Nasıl?


Bakıyorum çevreme boş gözlerle
Arıyorum seni ufuk çizgisinde..
Nerede kaybetmiştim ki seni
Ya da nereye alıp götürmüştün benliğimi

Hiç değil heptin
Hep kulaklarıma fısıldanan isimdin
Yine geliyor efkar üşütüyor
İnce battaniyem yetmiyor, öldürüyor

17.06.2013

Sorgula(ma), Üzül(me), Yaşa(ma)


Bu hayatta niye hep neden ararsın, neden
Boşvermeyi bil bırak, olacağı varmış zaten
Şu iki günlük macerayı yaşa
Hepimiz girecekken tabuta, sorgulaman hata.

Tek sen mi acı çektin bu kazanda
Ya da yarıda kesilen her film miydi sinema?
Anlamak, kabullenmek ve yenilmek
Zor tamam ama kendine gelmen gerek

O yüzden çocukluğunu özlersin
O masumluğu pervasızlığı bilirsin
İnan ki o tren artık dönmeyecek
Velev ki döndü eskisi gibi sevmeyecek

10.06.2013

"Yol"cu


Hava yağmurlu, yetmez rüzgarlı..
"Yol"cu otobüsün köz kaloriferine bacağını dayamış
Yanıyor, yanıyor, çaktırmıyor
İnecek inecek, ama nerde
İnse üşüyecek be kaptan..

Ne yapsın bu "yol"cu
İnsin mi yansın mı?
Terkedilsin mi, terketsin mi?
Hayat zor sanıldığından da
Belki de "senin" bin'lik telefonun
Üç çocuklu bir ailenin açlık sınırı (!)

Biraz acıyın "yol"cuya
Hayat acımıyor "sen" acı
Toprağa gömüleceğiz hepimiz
Altına, zümrüde değil..
Ve beraber çürüyeceğiz..

7.06.2013

Twitter



Twitter'da pek faal bir insan olmamıştım "bir gün" öncesine kadar. Nedeni kişisel sebeplerdi yazılarımı paylaşıp çıkardım. Meğer Twitter'ın kullanma kılavuzu varmış..

Yeniden açtım hesabımı ve hoşuma giden girdileri retweet yapmaya ya da favorilerime eklemeye başladım. Gerçekten güzel bilgiler paylaşılıyor, bilgi çöplüğü gibi bir yer sevdim. Geyik, edebiyat, müzik yer yer siyaset güzel paylaşımlar oluyor mizah yönü çok yüksek. Sözcükler eğilip bükülebiliyor. Çok çabuk adapte oldum. Stres atmak için birebirmiş gerçektende..

Bloğa ilhamım gelirse bir kaç şiir yazarım artık..

Bu bloğu takip eden her kim varsa artık çoğunlukla twitter'dayım dostlarım..

Bu da twitter adresimdir. Görüşürüz..