13.09.2013

Hala Sevmeli Miyim Seni

Dün yitiyor, karanlık çöküyor
Umutların üzerine usulca
Sev diyor kalp sevme diyor kader
Ayırıyor keskin bir bıçak gibi yolları

Hala sevmeli miyim seni
Hiç unutmamalı mıyım
Ateş yakarken sensizliğinle
Ve uyuyamazken gecelerce

Bekliyorum seni sevdiğim
Bekliyorum ama dönmeyeceksin biliyorum
Kaybedeni oynamak zor
Evren sanki benimle oynuyor

Hala sevmeli miyim seni
Kavırcık saçlarına dokunmayı özlemeli miyim
Düş içinde kaybolurken ruhum
Kör kuyularda çırpunmalı mıyım yorgun

20.07.2013

Bugün Yine Seni Özledim

Sensizlik ağırdı en büyük kaybedişimdi her zaman kazandığım hayatımda. Sensizlik bir tiryakinin sigara bulamayıp izmarit içmesinden bile zor inan bana. O kadar yad ettim ki gökyüzüne adını, inat ettin gelmedin canın sağolsun yine de. Konuştuğumuz anlar bile beni mutlu etti, umutlu durdum. Evet itiraf ediyorum yıktın beni her anlamıyla. Ama sevdiğini sandığımdan bekledim, ziyanı yok sensizliği de öğretti bana nankör hayat, kısa hayat..

Ölümsüzlük yok hiç bir aşkta. İster miydim ki ölümsüz olmak bırak ölümsüzlüğü bir kere görsem bile yeterdi. Hatta ölürdüm bile. Yaşadığın şehre gelmeyi çok istedim, gelicem, gelicem, gelicem. Ama korkumla yüzleşemedim.. Beni yüzyüze terslersen şu sönük yaşamım daha da kararabilirdi. Eskiden sen bana bakamazdın ya görsem, görsem diyorum. Bende sana bakamazdım ki yokluğun o meşhur silüetin hafızamda olduğundan hep rüyalarımdasın zaten. Gitmek bilmeyen bir misafir gibisin hiç bir zaman kovamadım mecramdan seni. Bu yüzden acıtıyor. Izdıraplarla beni hayatından çıkardın bense ızdıraplarla seni hayatımdan çıkaramıyorum. Bu kadar yıl geçmesine rağmen taşıdığım ağırlık hafiflemedi. Hep üzerine bir kiremit koyuyorum sevdanın. Terketmiş, olmayan seni seviyorum hala..

5.07.2013

Hayat Güzeldi Hani..


Sen...
Ah sen
İliklerime kadar ıslatan yağmur
Kemiklerimi sıyırırcasına yıkayan sen
Yoksun artık
Toprağım hasatsız..
Güneşim bulutsuz..
Senin yokluğun kadar yakıyor

Keşke olsan..
Keşke bir defa daha sarılsam
Olmadı uzaktan bir kere selamlaşsak
Razıyım sadece görmeye bile
Sadece görüp ölmeye bile..

4.07.2013

İnfaz Ne Zaman?



Yaşamı iyi değerlendirmek gerek özellikle kartlaşmadan önce. Zaman öyle bir mekanizma ki işleyişine engel olunamıyor. Kocaman bir saat kulesi olsa çarkların arasına bir kaç tane demir çubuk atıp durdurabilirsin ama saat dursa bile zaman işler ne kötü..

Bilmediğim masallar var hala yaşamadığım acılar var. En kötüsünü yaşamadım henüz (babamın olası ölümü) ama bir kaç hazırlığım oldu. Zaman ilerledikçe yaklaşıyor tedirginliğim şu an bunları yazarken bile cepten yiyiyorum aslında. Çünkü yazdıklarım, yazdığım daha doğrusu hissettiğim gibi anlaşılmayacak. Veda notumu taslaklara attım bir gün gerçekleştireceğim sanırım. Hem fazla ihtişama ya da ortalığı velveleye vermeye lüzum yok. Hala bir planım yok, kaçış yok kaderden. Kaderci biri olmadığımı bilir beni eskiden tanıyanlar. Ancak her çöküş nasıl denir bir çentik atıyor umursamazlığına ve umursayıp yokolmaya zorluyor o çentikler seni...

Zor..

Düşümüyorum geleceği sonu belli olan ama aradaki yaşanmışlık ne olacak onu. Belki sokaklara düşebilirim, ölüm bir kurtuluş olabilir. Ama öleceğim yok şu sıralar. Belki de kaderin bu kadar keskin olacağını kimse tahmin edemiyor. Yaşatıyor seni sınavda bu hayat. Limitlerini zorluyor ve işin kötüsü öldürmüyor. Ölüp kurtulmak çözüm değil diyenler olabilir. Ancak gidip gelen yok nereden bilebiliriz ki ölümün yaşamdan daha kolay olup olmadığını..

Sokak çocuklarını düşünüyorum, ayyaşları, keşleri, tinercileri. Onlar mı istemişti bu yaşamı "hayır" Şimdi ki anı iyi değerlendirmeli ve geçmişten ders çıkararak yaşamalı. Ancak hayatın fiskesi çok ağır. Kim benim yaşam standartlarım garanti diyebilir ki. Hep zevki sefa süremiyorsun ki. Her insan dibi görür ona inanırım. Ben dibe yaklaştım ancak henüz görmedim. Daha kötüsü elbette vardır.

1.07.2013

Bilinmeyen

Hayat geçiyor hızlıca "veda"larla
Yetmiyor uğraşıp duruyoruz olasılıklarla..
Tükenmiş artık çoğumuz "yalan"larla
Bilinmeyen çok şey var ama yaşıyoruz hala..

29.06.2013

Eğ Başını Eğeceksen



"Akşamları yorgunum,eve geldim sızdım kaldım
Müzik tütün ve çay,tüm dertlerden çok uzağım
Gitmişsin odan bomboş,başkasını istemem ki ben
Para öldürmüş bizi yavaş yavaş
Başkasını istemem ki ben
Beyazıt çınaraltında,sultanahmet parkında
Soluduğumuz aynı hava o bizanslı aşıklarla
Eğ başını eğeceksen,yalnızca aşk için eğ
Ben çoktan razıyım yitik şarkıların peşinden
Kırık kalbim,yaşam zor istikametim sana doğru
Tam öğrendim ki sevmeyi heyhat bu yüzyıl geçti gitti
Kuşandım zırhımı kıstım gözlerimi
Önümde aşk barikatları
Eğ başını eğeceksen,yalnızca aşk için eğ
Ben çoktan razıyım yitik şarkıların peşinden
Kırık kalbim yaşam zor,istikametim sana doğru.."

Kadıköy'ün ozanları Kesmeşeker (özellikle Cenk) yine derin bir parça çıkarmış. Anlayabilene anlam çok tabi. Ben bu parçadan çıkardıklarımı yazıp, analiz edeceğim dilim yettiğince..

Çok sevmişsindir bana göre insan sadece bir defa aşık olur. Olmamıştır dünyevi şartlar bu saflığı sindirmiştir, ele geçirmiştir. O'ndan sonra bir adaptasyon süreci başlar, kısa kısa cümleler kurarsın. Az yersin, çok içersin. Her eve atışında kendini, madenden çıkmış gibisindir. Neden çok ağırdır bu ruh hali? Çünkü beyin reddetmeye çalışır kalp tillahıyla olmaz der.  Vuruşur iki taraf, kalp kazanır ama kaybedilen bir kazançtır. Hiç bir şey kullanılamaz hale gelmiştir rahat 20 sene..

27.06.2013

İmkansızdı Sen, Ben, Her Şey



Dilin ucunda ama bir türlü söylenemeyen
Hasat vakti fırtınayla sürüklenen
İstenilen, unutulmayan, kaybedilen değer
Aşk için yaşamayı deneseydin eğer
Kim alabilirdi ki mutluluğu ellerimizden
Oysa kaçtın hep
Dükkan camını kıran küçük bir çocuk gibi
Arkana bakmadan koştun, korktun
Bir kez daha aynı mahalleden geçmeden
Yaşadın ! vazgeçerek, sevmeyerek
Sana kızamıyorum ne kadar istesemde
Bende küçükken çok cam kırdım, kaçtım
Özür dilemek hiç aklıma gelmedi
Diğer yolları düşünmeden, tek düzeydi
Bir elmanın iki yarısı değildik belki
Ama yinede yazmıştım seni gönlüme
Büyük puntolarla, silinmez mürekkeple
O yüzden hep misafirim olacaksın senelerce

26.06.2013

A Distance There Is..



'Duyuyor musun çatındaki sesleri ? Yağmur değil o, benim..
Kovmadın belki ama, içeri girmekten hala korkan, ama hala kapına gelmiş olan benim.
"Kaç yağmurdan, içeri gel" diyorsun ama bilmiyorsun ki sevgilim, aramızda bir uzaklık var.
Bütün o güzel şarkıların bahsettiği uzaklık değil belki ama;
Dip dibe olsak bile kalacak o uzaklık
Sıcak olan herşeyi alıp götüren, bir şekilde yalıtan uzaklık..
Öyle ki, yumruklaya yumruklaya kapını çalsam bile yağmur pıtırtısı kadar uzak gelecek. Biliyorum ki ne gözyaşları döküldü, dondu buz oldu sonra tekrar kırıldı.
Ama artık sonunda üzüleceğimiz tek bir kelime çıkmayacak ağzımdan.
Şarabından içmeyeceğim..
Sen erkeğini susuz bırakıyorsun, ölüme terk ediyorsun

23.06.2013

Vazgeçiş Mektubu



'Gerçek sevdanın artık görülmediği dünyada, sevgili "sonsuz yıl" uzaklıkta. Ama hala "seven" kendi şahını devirirken şunları söylemeli..'

Seni gördüğümde, gülüşünün derininde bir gün ayrılacağımızı biliyordum

Ama bitecek diye başlamamak şu kalbime haksızlık olacaktır..

Yaradanın göz kırpmasını es geçtim ya da geçtik..

Yenildi birimiz yenen de yenildi, sevdamızda boğulduk kabul edelim

Sol elimi kalbime götürüyorum, sağ elimi mektubundaki dudak izine

Senden sonra o kadar cesurlaştım ki okyanusa sandalla açıldım..

Elbette fırtınada kaybolduğum günlerim oldu..

Rüzgarını şamarını attı, atıyor, atacak "banane" alıştım..

"İyiler kaybeder, iyi taraf hep kaybeder. Çünkü iyiler adil dövüşür.."

Once Upon a Time

Niye


Yediğin kazıklar artık yedirmeyecek boyutta tıkamışsa boğazını. O zaman sil baştan al gücün de bitmediyse. Ama kalkmak zor biliyorsun zaten insan bundan dolayı ölmeyi düşünmez mi? Hayatın güzelliği neden kaybolur? İnsanlar neden 60 yıllık bir ömür uğruna birbirine bu kadar nefret besler anlamsız..

Çıkıp yağmura ıslanmak lazım. Hoş yağmurlar da bitti, benden gittiğin gün. Niye düştük? Zaman geçiyor ve ben hala sayıklamalarıma devam edip, saçma sapan hezeyanlarımla beraber bayılıyorum. Dikkat ettiysen uyumuyorum, bayılıyorum.

22.06.2013

Yalan(lar)la



Yorgunsun
Makas daralırken
Hep bir şey eksik !
Nereye kadar bu sabır?
Teşebbüsler sonuçsuz, zararlı..
Hayır, hayır, hayır..
Hıyar, hıyar, hıyar..
Gereksizim, gereksizsin..
Sende kimsin?
Veya kim sanmanktasın?
Gökyüzü bulutlu..
Kimene, sanane...
Uzattın elini, havada !
Daldın uzaklara yine
Sektirdin taşı su üstünde üç kere..
Zaman kum tuttun, tutamadın..
Hayal ertelerken gerçeği..
Of çekiyorsun
Sıkıntıdan değil stresten..
Yürü, yürü, yürü
Bitmeyecek istediğin kadar büyü..
Pişmaniye anlamlı bir tatlı
Yine deler, oysalar, neyseler..
Ne güzelde teselli ederler (!)
Bilinen yerlere saklanmaya devam
Çünkü yakıyorlar, yıkıyorlar, eziyorlar..

Monolog: Müdafaa



Evet farkettim seni
İçimi kanyona çeviren köstebeği
Demek çıkmış o kanlı ok yaydan
Demek o sivri uç alıkoymuş beni yardan

Unutma...

Fırtına evini yıksada
Toprağına yağarda, "yıkar" da
Üzülme dost leblebi değilsin ki sen
Altını da sen, elması da sen, "demir"i de sen...

15/05/2013

Monolog: Tanım



Yine bir efkar gecesi yanar bir sigara, gölgesinde bir sağa bir sola dumanıyla yol gösterir yazdığın her neyse o'na"

Hoş ne kadar çalışsanda, çırpınsanda
Örtülemeyecek bir yaraydı bu
Nedeni basitti, ama inkar ve imkan
Görünmeyen kalkan, ışığı soğuran..
Ne yollar kadar uzun, ne dağlar kadar yüksek
Limitsiz, tutamadığın o gururun var
Hep var olacak çünkü doğuştan
Her adımında bir set çekecek
Bir ket; iki, üç, dört, beş...
Sonsuz ve kemiksiz karakterler
Bulutla savaşamazsın ki..
Sekiz yönden birine sapmaktansa
Orda bırakan, yalnız, hissiz..

Monolog: İçimdeki Ben



Daha yeni tanıyorum seni
Pırasa saçlı, uzun burunlu adam
Hem kararsız, hem kararlı
Kısık gözlerinde gizlenen nefreti
Saklıyorsun

Ama iğne battığında saldırırken
Kuru öfke ayaz gibi sağlam vurdu zihnine
Her yaklaşan alıyor kokuyu
Kan
Neden izin verdiğinden
Sızdırıyor göğsün solu; kalbin.
Yetmiyor sızlıyor beyin..
Ne yapmalısın ne, yap artık
Yapamadı, yapamaz

Bensizlik Nasıl?


Bakıyorum çevreme boş gözlerle
Arıyorum seni ufuk çizgisinde..
Nerede kaybetmiştim ki seni
Ya da nereye alıp götürmüştün benliğimi

Hiç değil heptin
Hep kulaklarıma fısıldanan isimdin
Yine geliyor efkar üşütüyor
İnce battaniyem yetmiyor, öldürüyor

17.06.2013

Sorgula(ma), Üzül(me), Yaşa(ma)


Bu hayatta niye hep neden ararsın, neden
Boşvermeyi bil bırak, olacağı varmış zaten
Şu iki günlük macerayı yaşa
Hepimiz girecekken tabuta, sorgulaman hata.

Tek sen mi acı çektin bu kazanda
Ya da yarıda kesilen her film miydi sinema?
Anlamak, kabullenmek ve yenilmek
Zor tamam ama kendine gelmen gerek

O yüzden çocukluğunu özlersin
O masumluğu pervasızlığı bilirsin
İnan ki o tren artık dönmeyecek
Velev ki döndü eskisi gibi sevmeyecek

10.06.2013

"Yol"cu


Hava yağmurlu, yetmez rüzgarlı..
"Yol"cu otobüsün köz kaloriferine bacağını dayamış
Yanıyor, yanıyor, çaktırmıyor
İnecek inecek, ama nerde
İnse üşüyecek be kaptan..

Ne yapsın bu "yol"cu
İnsin mi yansın mı?
Terkedilsin mi, terketsin mi?
Hayat zor sanıldığından da
Belki de "senin" bin'lik telefonun
Üç çocuklu bir ailenin açlık sınırı (!)

Biraz acıyın "yol"cuya
Hayat acımıyor "sen" acı
Toprağa gömüleceğiz hepimiz
Altına, zümrüde değil..
Ve beraber çürüyeceğiz..

7.06.2013

Twitter



Twitter'da pek faal bir insan olmamıştım "bir gün" öncesine kadar. Nedeni kişisel sebeplerdi yazılarımı paylaşıp çıkardım. Meğer Twitter'ın kullanma kılavuzu varmış..

Yeniden açtım hesabımı ve hoşuma giden girdileri retweet yapmaya ya da favorilerime eklemeye başladım. Gerçekten güzel bilgiler paylaşılıyor, bilgi çöplüğü gibi bir yer sevdim. Geyik, edebiyat, müzik yer yer siyaset güzel paylaşımlar oluyor mizah yönü çok yüksek. Sözcükler eğilip bükülebiliyor. Çok çabuk adapte oldum. Stres atmak için birebirmiş gerçektende..

Bloğa ilhamım gelirse bir kaç şiir yazarım artık..

Bu bloğu takip eden her kim varsa artık çoğunlukla twitter'dayım dostlarım..

Bu da twitter adresimdir. Görüşürüz..

30.05.2013

İnsan


Sevilmeyi bilmeden sevemiyormuş
Susmayı bilmeden konuşamıyormuş
Düşmeyi bilmeden kalkamıyormuş
Yürümeyi bilmeden koşamıyormuş
Açlığı bilmeden doyamıyormuş
Üzüntüyü bilmeden sevinemiyormuş
Terkedilmeyi bilmeden terkedemiyormuş.
Esareti bilmeden özgürleşemiyormuş
Cahilliği bilmeden öğrenemiyormuş..

Kısaca beden ölse bile ruhu yaşayabiliyormuş, umutla, güvenle..

Renkler Bile Taraf


Beyaz'sın söylemeye gerek yok
Yeşil'sin her canlıyla dost ve tok
Mavi'sin sıcaksın-soğuksun, dünyadan
Kızıl'sın hayatsın; akıtmadan, yakmadan..

Gri'sin ortadasın ama sıkıcı ki
Siyah'sın saklanan kendi ce(he)nnetindeki
Mor'sun sille yemişsin, kabullenmişsin
Sarı'sın çamurda bile..parlamışsın..

Işık nasıl vurduysa o renksin..
Bazen galipsin bazen yeniksin
Akla karayı seçme, diğer renklerde can
O zaman hayat verir sana..heyecan...

Sıfırdan..

Dinlenme sürecinde bütün yazılarımı sildim, bazı şeyleri değiştirmeye başladım. Blog yazılarım artık karamsar olmayacak. Artık biraz daha iyi hissediyorum kendimi. İstanbul'un havası çok yıprattı beni aç kapa, aç kapa zor anlar yaşattı ama yaz geldi artık.

Sonbahar ve kış iptal..

Başlayayım yeniden yazmaya. Bu sefer keyif aldırmaya çalışacağım okuyanlara..