28.01.2011

Kedi Bazen Fareyi Yemez, Oynar



İstanbul'un havası yine dengesiz, güneşi aldatıcı. Pencereyi açıp odamı soğuk havayla doldurdum. Geceden kalan içki şişelerini poşetlere doldurdum dışarı çıkıp atamadım, üşendim. 3 senedir yalnız takılıp, aç aç bekliyorum akşamı. Çok renksiz bir hayat İstanbul'a yakışmayan. Özlediklerim var çeşitli karelerde hatırladığım veya birdenbire dank eden. Ne kolay vazgeçmişim her şeyden. Sigarayı bıraktım diyorum iradem elbette var. Ama yapacak bir şey bulamıyorum yine alıyorum paket. Sigara içmeye fırsat bulmamak gerek, öyle yalnızsan ve sıkılmaya yer arıyorsan sigara aklını cezbediyor vamp'casına..

Zaman ne kadar çabuk geçiyor, ilkokula başladığım günü hatırlıyorum oysa dün gibi. Çöp öğütücüsünden bir farkım yok. Her nedeni, her kişiyi atıyorum içime ve bir güzel öğütüyorum. Ama tortuları kalıyor ve yapışıyor bünyeme. Nerede çark edecek bu şans bekliyorum herkes gibi. Dibin de dibi yoktur heralde, bir yükseliş olmayacak mı ? Hayata bakış açımı değiştirmeliyim belki, hayat değişmeyeceğine göre. Hatalarım çok, öfkem kimseye değil kendime. En kötüsü insanın vicdanın rahat olmaması. Hani birini öldürürsünüz kusursuzca, gömersiniz en ücra köşeye ama içiniz rahat değildir. Elbet gider teslim olursunuz yoksa yaşanmaz suçluluk duygusuyla..Ben birini bedenen öldürmedim, belki hala yaşayanlar vardır sanıyorum. Ama kalplerine uyuşturucu bir ok attım ve bütün sevgilerini kuruttum bana karşı. Kime teslim olacağım ki...