12.06.2018

30 Yaşında Bir Korkuluk..

Bir sene sonra 30 yaşına gireceğim..
30 oldum ama adam olamadım diyeceğim..
Geriye baktığımda dişe gelir hiç bir icraatım yok
Sınırlı kelime haznemle yazdığım bir kaç şiirden başka
Soğuyorum bu cehennemde yeniden yanmak için
Unutuyorum her bir yüzü yeniden hatırlamak için
İadesini bekliyor ruhum yaradana..
Kocaman bir alkış manâ'yı bulanlara.
Kışı düşünmeden eksilttim bütün yazlarımı
Işık eksildi, insan eksildi.
O kargaların güldüğü korkuluk benim
30'unu deviren bütün korkuluklara selamlarımla..

1.06.2018

Vakt-i Evvel Turuncu Bir Güneş Gördüm..

Karıncalar tırmanırdı üzerimize oturduğumuz ağaç altlarında..
Güneş hiç olmadığı kadar turuncuydu..
Çeşmelerden akan sular hiç olmadığı kadar soğuk..
Hiç bir derdin önemi yoktu yanımdayken sen..
Beni iyi hatırla demeyi o kadar çok isterdim ki...
Hayal kırıklığının böylesiyken diyemem..
Tek tesellim o hisleri yaşamış olmam..
Bir zamanlar sevdim diyebileceğim, bir zamanlar sevildim..
Şu çürümüş dünyada bir zamanlar saf bir kalbe rastlayabildim..

26.05.2018

Silemeyeceğim..

Seni kaybedişimi günbegün raporlamışım farkında olmadan
Anlamışsındır mesajlarını silmediğimi..
İki kere kovulduğum siteden yalvar yakar bu yüzden istemiştim üyeliğimi geri..
O günlere tekrar dönebileyim diye..
Silersem dünya başıma çökecekmiş gibi hissediyorum
Hiçbir şey kalmayacak hafızamda adın dışında
Silemem hiçbir zaman sanırım..
Bende kayıtlı kalsın geçmişim..
Çünkü geçmişim olmadan bir hiç'im..

Köprülerin atılmasından önceki son mesajın buymuş..


2.05.2018

Benim Ayıbım..



"Şimdi güneşli günlerde saçak altlarından yürüyorum, gölgeme bile tahammülüm yok diğer gölgelere sığınıyorum... "

Hikayelerim bitti Şehrazat'ınkiler gibi,
Artık sessizlik zamanı, fırtınalardan önce
Titreyen mum alevinin feryatlarını duyuyorum
Öyle ki karanlık zamanı..

Süsledim yalnızlığımı sahte mücevherlerle
Bakıp, bakıp övüneyim diye
Sanki tek budala benim bu alemde!

Varolduğumdan beri kanayan yarama kabuk olduğun için teşekkürler
Sökmekte benim ayıbım..

30.04.2018

Selamsız'da Fileli Bir Pota..


Basket oynardık çocuklarla arada sırada. Ama potaları fileli bir saha bulamazdık. Fileli olsun ki attığımız sayıdan keyif alalım. Bir gün Bağlarbaşı'lı bir arkadaşım Selamsız'da bir okulun potaları fileli dedi. Bizde 3 kişi Selimiye'den Selamsız'a yürüdük. Okulun demirlerinden atladık baktık gerçekten fileli. Oynamaya başladık 15 dakika kadar sonra bir takım çocuklar geldi sahaya. Muhtemelen o mahallenin çocuklarıydı ki bize basket maçı teklif ettiler. Bizde o gün hangi şerbeti içtiysek attığımız giriyor. Diğer çocukların yüzler düşüyor, çocuğuz birde racon da bilmiyoruz. Tadında bırakıp gitmek yok. İlla fark atacağız. Neticesinde çocukları çok büyük bir farkla eze eze yendik. Sonrasında bir de futbol maçı teklif ettiler. Benim o zamanlar olayım futbol zaten, sabah akşam futbol oynar yeni çalımlar denerdim ve başarılı olurdum. Bizim diğer iki arkadaşın kaş göz yapmasına rağmen, çakamadım durumu, olur dedim. Neyse maç başladı bacak arası çalımlar yapıyorum, sağdan atıp soldan geçiyorum vs. Yine ezici bir üstünlükle bitti maç. Haydi bize eyvallah dedik gideceğiz tam. Bir baktık bir anda 20 kişi olmuşlar. O zaman jeton düştü bende demir parmaklıklara doğru koşmaya başladık. Normalde çok hızlı koştuğum halde diğer arkadaşlardan geride kaldım bir de üstüne üstlük takılıp yere düştüm dizim yırtıldı. Diğer çocuklar üstüme çullanıp bir güzel benzettiler beni. Daha sonra bir daha görmeyelim seni buralarda deyip saldılar. Diğer iki arkadaşımda çizik yoktu, ben harpten çıkmışcasına ağzımla burnum yer değiştirmiş vaziyette Selamsız'dan Selimiye'ye yürüdüm o vaziyette. Ama nedense hiç koymamıştı, ilk defa bir meydan dayağı yemiştim ve çocuklar haklıydı. Gururlarıyla oynamıştık kendi mahallelerinde. Hatırladıkça gülerim bu da böyle bir anım.